EKİPLER

Hakan Demirel & Ahmet Doğu İpek

ÇATI

Mart 2020’de tüm beklenmedikliğiyle hayatlarımızı felç eden ve bizi evlerimize ‘hapseden’ pandemi, sadece ev kavramına değil, ev(lerimiz) ile kurduğumuz ilişkinin nasıl -yeniden- şekillendiğine de tekrar bakmamızı sağladı. Somut ve soyut anlamlarıyla son derece kapsamlı olduğunu düşündüğümüz bir metafordan yola çıkarak ismini “ÇATI” koyduğumuz bu atölyeyi, içinde olduğumuz sürecin öngörülemezliğine uygun olarak esnek bir şekilde kurguladık. 11-27 Ağustos 2020 tarihleri arasında çevrimiçi olarak iki günde bir gerçekleşen 9 oturum, bizler hariç 10 katılımcıyla birlikte yürütüldü. 

 

Ucunu hafifçe açık bıraktığımız atölyelerin ilkinde, tüm katılımcıların dahil olduğu demokratik bir kararla ürün ve sonuç odaklı bir atölye yapma fikrinden tamamen vazgeçtik, ve bu sürecin bir tür kolektif deneyime dönüşmesinde karar kıldık. Tüm oturumların konuşulanlar, günün getirdikleri ve yeni talepler ışığında her seferinde yeniden şekillenebileceğinde, böylelikle çeşitlenip zenginleşeceğinde hemfikir olduk.

 

Henüz ilk görüşmemizde, bize rehber olan ‘çatı’ kavramından yararlanarak bir yol haritası, bir format oluşturduk. Sözcüğün içerdiği, işaret ettiği, komşuluk ettiği ya da hatırlattığı tüm diğer kavramları ortaya koyup, içini açıp tekrar yorumlamaya karar verdik. İlk durağımız -kaçınılmaz olarak- geri çekilme ve inziva oldu. Bunları çilecilik, ada, boşluk, ihtiyaç, mahremiyet, ütopya/distopya, dijital gerçeklik, duvar (örmek/yıkmak), zihinde yaşamak, ölüm, ritüel, arayüz ve insan-eşya-mekan ilişkisi takip etti. 

 

Oturumlarda konuştuğumuz kavramlar yer yer üretimlere (çizim, fotoğraf, desen , maket vb.) ve yeni tasavvurlara dönüştü. Her bir oturumun açılışı bir öncekinin çıktılarının masaya konup yorumlanmasıyla başladı fakat çoğunlukla konuşulanları geride bırakarak, her gün yeni bir ufka bakmaya çalıştık. 

 

Yürütücüler olarak birimiz mimar, diğerimiz sanatçı olduğundan, “ÇATI” atölyesinde büyük oranda sanat ve mimarlığın ara kesitinde dolandık; daha önceki iş birliği, üretim ve deneyimlerimiz yol gösterici oldu. Edebiyat, felsefe, sinema, tasarım ve elbette hayatın kendisi de sık sık sohbete dahil edildi. Bunların kesişim kümelerinde üretilenler üzerine konuştuk. Ürün üretmeyeceğimizi kararlaştırdığımız bu atölyenin ürünleri hepimiz için eleştirel bakış ve bağıntı kurma kaslarımızın geliştirilmesi oldu. Neyse ki, sahip olduğumuz izlek ile anahtar kelimeleri Onur Aşar her oturumun sonunda grafikleştirdi ve hepimizin altında buluştuğu çatının bir resmi de kalmış oldu geriye. 

YÜRÜTÜCÜLER & KATILIMCILAR

Atölye Dizisi