Deniz Kulaksızoğlu

Deniz, 1996 doğumlu olup, Üniversite eğitimini 2018 de Berlin Teknik Üniversitesi (TU-Berlin) Mimarlık Bölümünde tamamlamıştır. 2019 da başladığı yüksek lisans eğitimini ise, İstanbul da, Yeditepe Üniversitesi, Plastik Sanatlar ve Resim Bölümünde sürdürmektedir. Mimarlık ve Tasarım  a yaklaşımında, kavramlar ve her şeyin merkezine yerleştirdiği “insan” ve “varoluş” söylemleri , Hepberabertekbaşına Atölyesi çalışmalarında da Deniz in farklı açılımlarını oluşturdu. Akut Kar Sporları kayakçısı olarak, Türkiye Kayak Milli takımında yer aldı, yarıştı, dereceler kazandı. Atölye sürecinde, Berlin den

3 ev ve kullanıcılarıyla çalışmalar yürüttü.

ANA FİKİR

Ev ve Dönüşen Mekanlar ve Kendilik Arayışı

 

İç mekan(ev) ve çevreleyen dış dünya arasında kurulu ortalama denge pandemi sürecinde sekteye uğrar. Kavramların birbirine zıtlıkları onları bir arada var ederken ,bir dış mekan olmadan, saptanmadan iç mekan oluşumu gerçekleşemez. Aynı biçimde iç mekandan söz edilemiyorsa dış mekan ayrımı yoktur, pandemi süreci ile dışarıya erişimin büyük çoğunlukla kapanması insanın iç mekan anlayışını yeniden biçimlendirir. Bu biçimlendirme eylemi, yeni şartlara önce insanın kendisini ve tabi kaçınılmaz olarak içinde bulunduğu mekanı da adapte etmesi demektir. Adaptasyon, eski alışılmış düzenin yeni süreçte olabildiğince muhafaza edilmesine dayanmaktadır; bu da şeylerin, içinde bulunduğumuz yeni kalıbın mümkün olduğunca formunu almaları demektir…...İlk olarak, dışarıya erişimi kapatılan bir insanın insanla olan ilişkisinin minimuma indirilmesi sebebiyle ortak kullanım alanları erişime kapatılmış oldu. Böylece insan için tek meşru alan kendi evi haline geldi ve ev temelinde bir süreç başlamış oldu.

Ev kavramı ve ; Normal Kullanım Durumu (ortalama hergünkülükteki yeri)

Pandemi Sürecinde Dönüşümü (aldığı ek fonksiyonlar, olası kimlik ve anlam değişimleri )

 

Ev her şeyden önce bir mekandır, bu sebeple ilk olarak mekanın kabaca ne olduğuyla başlamak gerekir.  Mekan şu biçimde tanımlanır; “İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine  elverişli olan boşluk.” Burada önemli üç unsur vardır: çevre, insan ve eylem. Önce insan vardır, insan varlığı  yaşamın devamlılığı için karşılanması gereken ihtiyaçları beraberinde getirir. İhtiyaç karşılama işlenen doğayla  sağlanır, bu eylemedir. Böylece “bir amaç için nesne” oluşturulur. Fakat bu belli bir amaç için nesne sadece  kolaylaştırıcı bir alet olarak algılanmamalı, aksine bir mekan başlı başına işleyen bir nesnedir, bir şey ya da  şeyler için vardır. Mekanın keyfiliği bile bir şeye hizmet eder. İnsanın çevreleyen dünyayı değiştirip  dönüştürmesi ve kendi her günkü eylemlerine uydurması bu biçimlerde gerçekleşir. Mekanlar bu durumda en  önemli etmenlerden biridir çünkü onlar insan-toplum işleyişine göre yaratılır, kimlikler kazanır, içinde  kapsadıkları nesneler ve sağladığı özgül eylemler bütünüyle bir nevi toplumsal makine görevi görürler.

Şimdi, bütün mekanların içinde bizi şu an için en çok ilgilendiren ona “ev” dediğimiz alan üstünde duralım.  Her mekan gibi ev de kendi sınırlarına sahiptir ve kendini dış dünyadan ayırır. Fakat bu sınır sadece  bahsedilen ayrımı yapmakla kalmaz, aynı zamanda insanın kendi öznel moduslarının (hareket tarzı, usul) bir  uzantısı, tamamlayıcısı haline gelir. Bu moduslar mekanik olmanın yanında psikolojiktir ve her iki anlamda da  bireyin karakterini ortaya çıkarır, farklı biçimlerde görünür kılarlar. Peki karakter ortaya çıkarımı nasıl  gerçekleşir? Öncelikle; insan, kültür ve çevreleyen doğaya bağlı olaraktan standart ölçüler ışığında yaşam alanları  oluşturulur. Bu alanlar duvar, zemin ve tavanla sınırlandırılmış temel yaşam birimleridir. Sadece bu mekanların  çıplak oluşumu bile bize insanın kendisi, yaşadığı toplum yapısı ve kültürü hakkında ipuçları verir (odaların  ayrımı, büyüklükleri, dışarı açılan pencereleri, vs.). Bundan sonra gerçekleşecek olan ise bu mekanların  işlevini kazandıracak kişi veya kişilerin verili alanları öznelleştirmesidir. Öznelleştirme eylemi kişilerin ilgi,  yönelim ve yaşayışlarına göre iç mekanı şekillendirmesi, onlara işlev ve kimlikler atfetmesiyle gerçekleşir. Bu  biçimlendirme pratiklerinde bir varolan olarak insan ve onun doğası görünür kılınırken kişinin dış dünyayla  olan ilişkisinin de önemli derecede izlerine rastlanır.

EV-1

EV-2

EV-3

Atölye Dizisi

© 2020 WEB TASARIMI | DİLARA SEZGİN