Tuğçe Uysal

1994 İstanbul doğumlu Tuğçe Uysal, İstanbul Bilgi Üniversitesi İç mimarlık lisans eğitimini onur öğrencisi olarak 2017 yılında tamamladı. ‘’Mekan 2017’’ yarışmasında

ikincilik ödülü aldı. Farklı şirketlerde çalıştıktan sonra ‘’TU Stüdyo’’ adı altında kendi tasarım ofisini 2020 yılında kurdu. Farklı ölçek ve disiplinlerde yalın tasarım

anlayışı ile kullanıcıların duygu ve deneyimlerini esas alan mekan & objeler tasarlamaktadır. Ayrıca hobi olarak yaptığı sulu boya ve illüstrasyon çalışmaları da bulunmaktadır.  Hepberabertekbaşına Atölyesinde, Tuğçe İstanbul dan 3 ev ve kullanıcıları ile çalışmalar yürüttü.

ANA FİKİR

Mekansal Koşullar ile Kişisel Etkilenmeler

Pandemi döneminde sıradan etkileşimlere karşı psikolojik tepkilerimiz , beklenmedik şekillerde davranmamıza sebep oldu. Ve bunu evimizde farklı şekillerde göstermeye başladık. Mekanların fiziksel ve psikolojik etkileri her zamankinden daha da önemli olmaya başladı. Daha ferah mekanlar, yeşil doğa ile daha yakın ilişki, bol doğal ışık, daha temiz yüzeyler , evlerde sürekli olmasını istediğimiz olguları oluşturdu. Bu bağlamda; ‘’Evin mekânsal kurgusu ve mekansal kalitesi, kullanıcının ruh halini neden ve nasıl etkilemektedir? Bunların altında yatan mekânsal özellikler nelerdir?’’  sorularına cevap aramak, öznel algının da çoğalttığı olumlu ve olumsuz noktaları , yine bir mimarın subjektif algısıyla ve illüstrasyon tekniği  ile yansıtmaya çalıştım.

1.Ev ve Kullanıcı İlişkisi: Kullanıcı uzun yıllar boyunca yurtdışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmüş, İstanbul’un hızlı şehir hayatından uzak, daha çok doğa ile iç içe,çevrede  sessizliğin hakim olduğu tek bağımsız bir konutta  yaşamakta. İşi gereği sürekli seyahat halinde olan kullanıcı evinde kaldığı süre boyunca evinin her noktasını ayrı ayrı keşfederek evinde mutlu vakit geçiriyor; bahçeyi kullanabilme, toprakla uğraşabilmenin değerini kavramış ve bu şekilde evi ile farklı bir ilişki kurmaya başlamış.. Evin aldığı gün ışığı, tavan yüksekliğinin makul oluşu, bahçeye ve deniz manzarasına sahip olması  gibi durumlar onun için evinin en önemli özellikleri. Pandemi sürecinde eviyle kurduğu ilişkisinde hoşlanmadığı durumlar olsa dahi, geneldeki ayrıcalıklarının farkında olarak , genel olarak koşulları olumlu görmeye odaklanmış. Onun için ev, daha önce sadece yeme-içme, konaklama yeri iken şimdi bütünsel bir yaşama alanı olarak öne çıkardığı, bir anlamda  kutsal bir mekanlar bütününe dönüşmüş.

2.Ev ve Kullanıcı İlişkisi: Ev de 4 kişi yaşıyor. 150 m2’den fazla alana sahip bir ev olmasına rağmen tüm aile sadece 30 m2’lik bir alanda tüm günlerini birlikte geçiriyorlar. Ailesi ile birlikte olmaktan mutlu olan kullanıcı,gün içinde aynı zaman aralıklarında ortak mekanı paylaştıkları için bazı sıkıntıları  beraberinde getirdiğini aktarmakta. Pandemi sürecinde tüm aile bireylerinin sürekli evde olması ile, ilk olarak mahremiyet isteğinin oluştuğunu belirtiyor. Aynı zamanda mekanlarda düzen arayışının, dağınıklık ve fazlalıklardan kurtulma arzusunun öne çıktığını söylüyor. Evi ile olan ilişkisini anlatırken , Ev i adeta bir dost, bir arkadaş, yoldaş gibi görüyor,tanımlıyor olması çok ilgi çekici. Onun için evi ile kurduğu ilişkide aradığı ve değer verdiği kavramlar; huzur, sevgi, güven, özgürlük, karşılıksız iyilik hali gibi insan ilişkilerinde gözleyebileceğimiz kavramlar.

3.Ev ve Kullanıcı İlişkisi : Şehir içerisinde bir apartman dairesinde yaşayan kullanıcı 80 m2’lik bir alanı evin diğer 3 kullanıcısı ile paylaşıyor. Pandemide yoğun iş temposunu evde olduğu gibi sürdürme zorunluluğu nedeniyle, 6m2 oyun odasını çalışma odasına çevirerek zamanının çoğunu bu alanda geçirmiş. Bu süre zarfında apartman boşluğuna bakan bu mekanın penceresinin ayna hissi yaratması, camdan başka birisi bakıyormuş hissi oluşturması ve dolayısıyla verdiği rahatsızlık çözümsüz kalmış. Odanın gün ışığı almaması, dar olması, havalandırma olmaması gibi özelliklerinden dolayı  mutsuz olmakla, sürekli bu ortamda çok çalıştığı için depresif hissetmekle birlikte, Evi ile olan ilişkisini bütünde değerlendirdiğinde , evin işyeri olmak dışındaki özellikleri ile olumluluğu çağrıştırdığını ve güven , mutluluk kaynağı olduğunu görüyoruz.

EV-1

EV-2

EV-3

Atölye Dizisi

© 2020 WEB TASARIMI | DİLARA SEZGİN