EKİPLER

Merve Akdağ Öner

BAĞIŞIK

Stripty nest, Starcatchers sanatçıları, Edinburg Canal View School, 2019

Çeşitli duygu gelgitleriyle deneyimlediğimiz küresel salgın sürecinde, kendimizin ve dolayısı ile toplumun önemli değişimlere gebe olduğunu görebiliyoruz. Bu anı yaşayana dek, bu konuda çok az bilgimiz ve öngörümüz olsa da, araştırdıkça, milattan önce 400lü senelerden başlayarak kayıtlara geçen her salgın döneminin doğada ve insanlık tarihinde büyük uyanışlar gerçekleştirdiğini öğreniyoruz. İnsanlığı zorda hissettiren bu gibi süreçleri incelediğimizde, durumun getirdiği şaşkınlıkla birlikte güncellenmemiş eski usuller ile yeni hastalığın mücadelesinin verilmesi, toplumların "yeni" döneme uyum sağlamasında en büyük zaman ve yaşam kaybını yaşatan bölüm olmuş. Deneyimlediğimiz yeni ve farklı dönemden geçerken, duygularımız, ihtiyaçlarımızın hızla değiştiğini hissedebiliyor, yaşam tarzımızın evrilip evcilleştiğini görebiliyoruz. Evimize yeni bir gözle bakıyor, sokağı alışılmışın dışında kullanıyoruz. Sosyal fayda sağlamaya yönelik olan, bizim de içinde bulunduğumuz yaratıcı sektörlerin değişime yanıt verme düzeneği de burada ortaya çıkıyor. Toplum yaşantısını oluşturan temel duygular, ihtiyaçlar ve veriler; yaşam tarzını ve toplumsal gelişimi körüklüyor, yaşantının oylumlarını/mekanlarını oluşturuyor, kullanıcıların veya mimarların yöre mimarlığını oluştururken tutunduğu ana kollardan biri oluyor. Anadolu'nun besleyip büyüttüğü kadim uygarlıklardan bu yana, bu tutumu toplumsal yapının yerel yerleşke özellikleriyle ilişkisinde kurarak incelediğimizde de belirgin bağlarla görebiliyoruz. Bir taraftan teknolojinin, uzay biliminin yeni kulvarlar açtığı, diğer yandan doğanın kendini dengelemeye çalıştığı bu dönemde, elimizdeki araçlar ve güncel deneyimlerimiz ile geçmişin bilgeliği buluşup yaşantımızın oylumlarında neleri dönüştürebilir ve sağlıkla geleceğe taşıyabiliriz?

Bağışık atölyemizde, çeşitli uzmanlık ve ilgi alanlarından kişiler ile güncel küresel salgın durumunu, geçmiş tecrübelerden günümüze çözümler uyarlayacak şekilde ele alıp tartışmayı hedefliyoruz. Çalışmamızı halk bilimci, psikolog, arkeolog vb alanında uzman ve konuya katkı verecek kişiler ile genişleteceğiz. Ufuk çizgimiz, geleneğin içinden doğup özgünlüğe taşınacak fikirleri yakalamak. Çoklu disiplin pratiklerinden katılan kişilerden öğrenip farklı alanların potansiyellerini değerlendirerek, sürekli gelişen deneyimlerle proaktif çözümler geliştirmek. Kişisel sınırlarımızdan başlayarak, evrensel değerlere uzanan bu yolculuğumuzda, önemli bir arşivleme ile tartışma konularında ivmelenme yakalanmasına katkıda bulunmayı umuyoruz.

Alina Sonea, The layered city, 2013
Alina Sonea, The layered city, 2013
Alacahöyük

Bu süreci ilerletirken, ilişkileri çerçevelemek adına toplumsal gelişim süreçlerinden yararlanacağız. Japonya önderliğinde, Endüstri 5.0 ile birlikte duyurulan Toplum 5.0 kavramı, anlam arayışımıza ortak olacak.  Bu yönergede Anadolu'da tüm yerleşim örneklerini gördüğümüz toplum gelişim süreçleri beş kısımda toplanıyor:

• Avcı-toplayıcı yaşam tarzı (Toplum 1.0)
• İlk ve orta çağ tarım odaklı yerleşimler; insanlığın en içgüdüsel yerleşim çağı (Toplum 2.0)
• Endüstriyel seri üretimler ve küresel ticaret dönemi (Toplum 3.0)
• Bilgisayarlarla bilgi paylaşımı ve dijitalleşme dönemi (Toplum 4.0)
• Sanal ve gerçeğin güçlerini birleştirmesi, insan odaklı, anlamlı dönüşümler dönemi (Toplum 5.0)

Yakın geleceğe atfedilen böylesi bir anlam arayışı dönemi, tam da insanların kendilerini dönüşüm ve değişimin içinde bulduğu küresel salgın zamanına denk geldi. Bu süreçte biz de bütünü eksik ve yenilenen parçaları ile tekrar birleştirmeye çalışmaktan öte, tamamen parçalayıp yeniden özgün şekilde yapımını öneriyoruz. Bu yeniden yapım evresinde, "yuva" dediğimiz yer(ler)imizde, ritmi yakalayan, güncel deneyimlerimize alan açan, güzel hissettiğimiz bir sürece ilerleyebiliriz. Yuvamız kimi zaman evimiz, çadırımız, karavanımız, kimi zaman okulda ya da işyerinde kıvrıldığımız bir köşe. Yuvamız, bize yapılıp hazır verilen değil, bizim anlamlandırıp biçimlendirdiğimiz bir yer. Uzun süredir anlamından koparılmış bir kelime belki de... Kültürel ve toplumsal belleğimize kazınmış, ilmek ilmek işleyerek bu güne kadar evrilttiğimiz yaşama alanımız. Dış dünyayla yüzleşmiş, kendisini korumuş ve toparlamış en bağışık yanımız. Sizce de bağışıklığımızın ayrımına vararak daha "mutlu" yuvalar yeniden ele alınmayı hak etmiyor mu?

Damla Doğaner, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İç Mimarlık Bölümü, Seramik atölyesi projesi zihin haritası, 2020

ATÖLYEYE KATILIM

•  Atölye 01-21 Ağustos 2020 arasında gerçekleşecektir. Hafta sonları online görüşmeler, hafta içi ihtiyaç halinde birebir görüşmeler yapılacaktır.

• Atölye sonucunda izometrik, perspektif anlatılar tasarlanması hedeflenmektedir.

• Başvurulardan 9 kişisel katılımcı seçilecektir. Ekip olarak çalışma hali katılımcı inisiyatifine bağlıdır.
• Atölye, katılımcı bir online ortamda gerçekleşir.
• Çeşitli tasarım ve sosyal bilimler disiplinlerinden (mimar, endüstri ürünleri tasarımcısı, grafik tasarımcı, iletişim tasarımcısı, sosyolog, psikolog, mühendis, sağlık uzmanları vb.) ulusal veya uluslararası katılım beklenmektedir.
• Üniversitelerin 3. ve 4. sınıf öğrencileri, YL ve Doktora öğrencileri ile mezuniyetlerinin üzerinden en fazla 5 yıl geçmiş kişiler atölyeye başvurabilir.
• Başvuru ve katılım ücretsizdir, %90 katılım devamlılığı gerekmektedir. Etkinlik dili Türkçe'dir.

• Atölyeye kayıt olmak için www.sehrinesesver.com'da yayınlanacak katılım formu doldurulmalıdır.
• Disiplinler arası 2li ekip halinde yapılan başvurulara öncelik tanınacaktır.

YÜRÜTÜCÜLER & KATILIMCILAR

Atölye Dizisi

© 2020 WEB TASARIMI | DİLARA SEZGİN