EKİPLER

Ufuk Yeğenoğlu Sezgen

HEP BERABER TEK BAŞINA

YAKLAŞIM

Aynı zaman diliminde, FARKLI COĞRAFYALAR, farklı kültürel zeminler ve yine çok farklı kullanıcı profilleri ile ‘’Korona Günlerinde EV de kalma durumunun’’ yaşanmış/yaşanıyor olması en dikkat çekici taraflarından biriydi.

 

Hep beraber yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor ne yaşandıysa… Hiçbir dönemde bu ortaklık, süreç, içerik ve zaman örtüşmesi başka bir olay için gerçekleşmemişti. Örtüşmelerin yanı sıra mutlaka sonsuz farklılaşmalar, heyecan verici özgünlükler ve nedensellikler de içermekteydi kuşkusuz bu süreçte… Ve bunlar her ‘’EV’’ için tek başına yaşandı.

 

EV ne idi, ne oldu?… Sadece bir barınak, depo, hapishane, yatak odası, aile merkezi veya başka tanımlamalarla kısıtlanabiliyorken ‘’EV’’ler, öncesinden çok farklı işlev, anlam, beklenti ile yüklendi… Ofis oldu, Okul oldu… Sinema, Spor Salonu, Cafe, Bahçe, Sosyal Merkez oldu…

 

Oldukça ani gelişmesi, kısıtlamalara herkesin hazırlıksız yakalanması, zorunluluğun getirdiği teslimiyet hissinin baskınlığı yanı sıra günlük yaşamın sürdürülebilmesi gerekliliği, çoğu alanlarda olduğu gibi evlerde de yaratıcı çözümlere, alışılmadık bir araya gelişlere, farkındalıklara, sorgulamalara az veya çok, öyle veya böyle neden oldu. Anlık, geçici veya kalıcı değişimler, DÖNÜŞÜMLER, NASIL gerçekleşti veya gerçekleşemedi, sıkıştı kaldı EV’in içinde, KULLANICIlarının zihninde, algısında.

 

Gerçekleşebilen dönüşümlerin tasarımcısı ve uygulayıcısı o evlerin KULLANICIsı oldu. Ortaya çıkan gerilimler, yoksunluklar ÖNCELİKLERİ alt üst etti zihinlerde. Rahatlık terimi anlam değiştirdi EV’lerde. Başka pencerelerden görmek mekanları, belki de tüm yaşamı… Şimdiye kadar deneyimlemediğimiz, alışmadığımız FİLTRELERDEN algılamak da, düşünsel dönüşümde yerini aldı… Kullanıcının SUBJEKTİFLİĞİ tüm dönüşümün merkezinde, filtresini oluşturdu.

AMAÇ

Hep beraber yaşansa da bu dönem, her EVİN KULLANICISI açısından SUBJEKTİFLİĞİNİ, her farklı COĞRAFYA açısından FARKLILAŞMASINI, aynı zamanda ÖRTÜŞMESİNİ araştırmak, bunu yaparken de KULLANICIdan MİMAR a aktarımın getireceği SUBJEKTİFLİĞİ  olumlamak, işin içine katmak ve ekipteki arkadaşların KİŞİSEL BAKIŞ AÇILARINI, konuya her birinin ÖZGÜN YAKLAŞIMLARINI değerlendirmek ve GELECEĞE SORULAR ÜRETMEK, TARTIŞMA ZEMİNİ yaratmak amacımız olacak.

 

11 farklı katılımcı bakışını, en az 55 farklı kullanıcı deneyimi ve EV algısını, ve aralarında oluşan aktarım sürecinin taraflılığını destekleyip, ön plana çıkarmak hem amaç hem yöntemimiz açısından değerli kalacak.

ÇALIŞMA YÖNTEMİ

Ekibimizi, öğrenci ve genç mimar olarak 11 kişiden oluşturduk. Zaman içerisinde sayımıza eklemeler yapabiliriz.  New York, Strasburg, Singapur, Paris, Berlin, Barselona, İstanbul, Bursa, Nevşehir coğrafyalarından kullanıcılarla iletişime geçmeyi, onların deneyimlerini mimari temsil araçlarına dönüştürerek aktarmayı planladık. Ekipte yer alan her arkadaş, şimdilik en az 5, belki ilerleyen zaman içinde artan sayıda farklı coğrafyalardaki ‘’EV’’lere çevrimiçi konuk olacak ve KULLANICININ, yani bu dönemde asıl TASARIMCININ aktarıcısı kimliği ile, evlerde yaşanmakta olan DÖNÜŞÜM, DEĞİŞİM ve GERİLİMlere TEK BAŞINA bakacak.

Bu çalışmada; farklı ve aynı yönleri görebilmek için ORTAK BİR TEMSİL DİLİ geliştirmeye çalışılacak, ayrıca her katılımcıdan KENDİNE ÖZGÜ YAKLAŞIM ve TEMSİL serbestliğini değerlendirmesi beklenecek.

Nasıl ve ne tür sonuçlanmalar bekleyerek çalışma yapacağımıza dair, ekip olarak tartışarak karar almak, deneme yanılmalara izin vermek, hazırlık sürecinin de çalışmanın yoğun bir tortusu haline gelmesini yeğlemek ,atölyemiz için sonunda çıkacak sorular, değerlendirmeler, tespitler kadar değerli olacak. Bu çalışmada aslında bir yandan da ,mimarların ya da mimar adaylarının, kullanıcı bakışıyla, algısıyla Evin Hallerini kullanıcıdan öğrenebilme ,bu amaçla  diyalog kurgulayabilme ve istedikleri verileri elde edebilme yöntemlerini tartışarak, deneyerek keşfetmelerini bekliyoruz….

Bu nedenle, atölyenin düşünsel anlamda katılımcıların belirlenmesi ile başlamasını , çalışmanın sadece yürütücü tarafından değil, ekip olarak kurgulanmasını hedefliyoruz.

YÜRÜTÜCÜLER & KATILIMCILAR

KİŞİSEL YAKLAŞIMLAR

Mert Taş                                                        
Mimar-İç Mimar; İstanbul Bilgi Üniversitesi

Pandemi öncesi ve pandemi sonrası insanların dışarıda yaptıkları aktiviteleri evlerine nasıl taşıdılar? Bu bağlamda evlerini nasıl değiştirdiler? Dışarıyla olan iş, sosyalleşme gibi durumları ev içerisinde nasıl kurguladılar? Nasıl mekansal değişikliklere gittiler veya gitmediler? Sosyal medya kullanımları nasıl değişti ve sosyal medyanın en büyük girdisi olan; gezmek; dışarıda olmak kavramlarını nasıl eve adapte ettiler? Dışarıyı hissettiren ortamlar yarattılar mı? Kafe, bar, spor salonu vb. Zoom toplantıları için özel arka planlar yarattılar mı? Evleri onlara ne hissettirmeye başladı? Günümüzde hayatımızın pandemiden önce ve pandemiden sonra en çok meşgul eden şeylerin başında gelen aktivitelerin ev imkanlarıyla nasıl devam ettirildiğini merak ediyorum. Bu aktiviteleri birçok insan devam ettirmeye çalıştı ve bu uğurda evinde mekansal değişikliklere gitti. Bu değişikliklerin düzeyini yaş, meslek ve ülkeler bazında da karşılaştırmak istiyorum.

Tuğçe Uysal 
İç Mimar; İstanbul Bilgi Üniversitesi

Pandemi döneminde sıradan etkileşimlere karşı psikolojik tepkilerimiz bizi beklenmedik şekillerde davranmaya itti, ve bunu evimizde farklı şekillerde göstermeye başladık. Mekanların fiziksel ve psikolojik etkileri önemli olmaya başladı. Daha ferah mekanlar, yeşile duyarlılık, bol ışık, daha temiz yüzeyler vb. gibi olmasını istediğimiz rutinsel istekler meydana geldi. ''Eviniz için ne hissediyorsunuz? Evde sizi mutlu eden ya da rahatsız eden neler var? Bunlar sizin duygularınızı nasıl etkiliyor?'' gibi sorular sorularak ''Pandemi döneminde kullanıcı psikolojisi ve Ev'' başlığı altında illüstrasyon diliyle , yaşanan duyguları aktarabilmek istiyorum.

Deniz Kulaksızoğlu
Berlin Teknik Üniversitesi(TU-Berlin), Mimarlık Bölümü-2018;Mimar
Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Resim Bölümü 2019-2020; Y. Lisans Öğrencisi

Atölye sürecinde değişim ve dönüşüm geçiren “ev” anlayışından bahsederken, öncelikle ilgilenmek istediğim daha en baştan ev kavramının insan ve toplum içindeki yerini sorgulamak, ne için olduğunu ve bize ne ifade ettiğini belirlemek. Değişen şeyin aslen ne olduğunu ne kadar açıklıkla anlarsak değişimlerin de ne sebeple gerçekleştiğini kavrayabileceğimizi düşünüyorum. 


Belli baskılar altında kalan insanın mekanla olan ilişkisindeki kırılmaların hem insanın kendisi hem de onu çevreleyen mekanlar hakkında bize yeni bilgiler sunacağını düşünüyorum.

Irmak Turanlı
Syracuse Üniversitesi Mimarlık Okulu-2020; Mimar
             
Neredeyse hiç dışarıya çıkamadığımız için iç ve dış çevre arasındaki ilişki epey önem kazandı.
Kişisel olarak iç ve dış çevre ilişkisinin ne tarafa evrildiğine odaklanmak isterim. Bu atölye sırasındaki çalışmalarda, evlerdeki iç ve dış mekan arasındaki gerilim, arayış, çözümlemeler ve değişimleri vurgulamak istiyorum. Ayrıca, farklı işlevlere kolayca adapte olan, şekil alan, değiştirmeye uygun mobilya ve duvar/bölücüler düzenine sahip evlerin, kullanıcıların psikolojik durumları üstünde olumlu etki göstermiş olacağını düşünüyorum… 
Bu çalışma hem son aylardaki durumu/ değişimi yansıtma, hem de yaptığı analizlerle ileriye dönük bir çağrı yapma potansiyeline sahip. Bu atölye hem mimarlara hem de halka hitap etmeli diye düşünüyorum. Pandemi gibi özel bir durum sırasında evlerin analizini yapıp, deşifre etme kısmı herkes tarafından anlaşılır olmalı, herkes bundan kendi yorumunu çıkarabilmelidir.

Ahmet Yeğenoğlu
École Nationale Supérieure D'Architecture de Strasbourg; Yüksek Lisans Öğrencisi


Geçmişte dış tehlikelerden korunmak için mağarasına sığınan insanoğlu, 21.yüzyılda, covid-19 adlı bir virüs nedeniyle 3 ay boyunca evlerine mahkum oldu. Evlerimiz en temel ihtiyacımız olan barınma işlevini yerine getirirken, günümüz insanın modern taleplerini de karşılamaya çalıştı.


Bu atölye boyunca, benim için, elde etiğimiz tanıklıklardan, insanlar açısından ev kavramının ne ifade ettiğini ve hangi ögelerin bir evi “ideal ev” konumuna getirebileceğini anlamak öncelikli olacaktır. İnsan psikolojisine ve duygularına dayanan çözümlemeleri yapabilmenin heyecan verici olacağını ve sunum yöntemlerini çeşitlendirerek, sürecin ve sonuçların daha çok insana hitap edebilmesini ve evrensel bir boyut kazanmasını umuyorum.

 


Irmak Helin Kahraman 
École Nationale Supérieure d’Architecture Paris-Malaquais; Yüksek Lisans Öğrencisi


Pandemi sürecini ve 2020 yılını büyük bir felaket olarak gören birçok kişinin aksine, ben bu sürecin özellikle biz mimarlar için son derece ilham verici olduğuna inanıyorum. Sonunda rutin koşuşturmamıza bir ara verdik; kendimizi, çevremizi ve yaptığımız işlerin kalitesini ve defolarını sorgulama fırsatı edindik.
Fark ettik ki bütün dünya evde kalmasına rağmen kimsenin bu süreçteki hisleri ve evde kalma deneyimi aynı değil, insanların yaşadığı evler ve yaşam standartları arasında uçurumlar var. Eşitsizlikler, bu süreç sayesinde daha da görünür hale geldi. Sosyal konutların kalitesi, m² başına düşen kişi sayısı, adaptasyon olanağı, fiyatlar bunlardan bazıları..


“Evin halleri” atölyesi sayesinde mimarların sahip olduğu sosyal rolü hatırlamayı, evlerin tasarımlarının yaşam kaliteleri ve insanlar üzerindeki davranışsal etkisini sorgulamayı ve anlamayı hedefliyorum. Bu farkındalığın, yarının dünyasını daha eşit ve yaşanabilir tasarlama yolunda kritik bir önemi olduğuna inanıyorum.

Ayşe Pınar Girgin
İç Mimar; İstanbul Bilgi Üniversitesi

Atölye çalışma sürecinde ayrıca üzerine eğilmek istediğim konu, yaşanan bu dönemde sokağa çıkma yasağı olan ve aynı evde bir arada yaşamak zorunda kalan, ailenin en genç ve en yaşlı, 18 yaş altı ve 65 yaş üstü, bireylerinin arasındaki gerilimi… Mekanları ele alış şekillerindeki tercihleri, yöntemleri, önceliklerinin farklılaşmasını ve bu süreçte paylaştıkları EV deki mekanların nasıl evrildiğini çözümlemek, yaş faktörüne göre mekanı nasıl kullandıklarını görüp karşılaştırmak istiyorum.

 


Hazal Yılmaz
İç Mimar; İstanbul Bilgi Üniveritesi -2016
MSc Robotics and Advanced Construction / The Institute for Advanced Architecture of Catalonia (IAAC) -2019 : Master

 

İnsanoğlunun yalnız kalmaktan bile korktuğu, sosyalleşme kavramını sadece dış mekanda gerçekleştirebileceğini düşündüğü bir çağda 'evde karantina dönemi' kullanıcı için ev algısını nasıl değiştirdi? Normal hayat dediğimiz kavramın bu şekilde ilerlemesi, kullanıcının, evi sadece temel ihtiyaçlarını karşıladığı bir kutu olarak değil, aslında içinde yaşadığı ve kendi dünyasını yarattığı bir alan olarak görmesini sağlıyor.Peki biz mimarlar olarak yeni dünyada ev algısının değişimine nasıl yardımcı olabiliriz?

— Evin belli kalıplaşmış alanlarına verdiğimiz kavramlar nasıl evrildi? 
— Pandemi süresince evin, fonksiyonlarına göre adlandırdığımız bölümlerinin algısı kullanıcıda nasıl değişti?
— Mimarlar olarak tanımladığımız her mekan gerçekten sadece bir fonksiyona mı ait? 
— Mimarlar olarak bizler iç içe geçmiş mekanlardan oluşan 'ev' olarak adlandırdığımız alanı nasıl EV in bundan sonrasına adapte edebiliriz.
— Daha modüler alanlar üzerinde çalışarak, kalıplaşmış algıların önüne geçilebilir mi? 


Defne Çetinkaya
İstanbul Bilgi Üniversitesi; İç Mimarlık 3.Sınıf Öğrencisi
 
Bu çalışma için pandemi sürecinin insanları yalnızlaştırması ve izole hale getirmesine karşın,insanların türlü yöntemler ile bu izolasyona meydan okumasının oldukça ilginç bir konu olduğunu düşünüyorum. Meydanlarda sosyalleşemez iken, balkonlarda sosyalleşme, sosyal medya kullanımı, canlı yayınlar, konserler ile evden çıkmadan topluma dahil olma durumu en belirgin örneği bu olguların. “Evden Sosyalleşme” için bireylerin evlerinde ne gibi değişiklikler yaptıklarını, hangi odalarda daha çok vakit geçirdiklerini incelemek, evlerinde bu bağlamda yeni nasıl mobilya, sistemsel ihtiyaçların ortağa çıktığını araştırmak ve burada çıkan sonuçların ülkeler, şehirler, cinsiyet, yaş bağlamında nerelerde birleştiğini ortaya koymanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.


Ayrıca bireysel olarak bana ilginç gelen bir konu da; insanların balkon, pencere, eşik, antre gibi ara mekanlarda sosyalleşmesi. Evlerde hangi mimari öğelerin bu yeni sosyalleşme algısında kolaylıklar veya zorluklara sebep olduğuna bakmak, ne tür öğeler, nasıl farklılıklar olsaydı üzerine düşünmek istiyorum. İnsanların pencerelerde, balkonlarda sosyalleşmesini “meydanların dikeyleşmesi” olarak tanımlayıp farklı kotlar arasında nasıl bir ilişkide insanların buluşabileceğini, bunu daha etkili yapabilmek için kendi evleri üzerinde nasıl değişiklikler yaptıklarına bakmayı hedefliyorum.

 


Ege Bakıryor
İstanbul Bilgi Üniversitesi; İç Mimarlık, 3. Sınıf Öğrencisi

İnsanların mekanları dönüştürdükleri, değiştirdikleri kuşkusuz bu süreç içinde. Acaba mekanların özellikleri, EV lerin potansiyelleri ve kısıtları insanların evlerini, evin alt mekanlarını kullanma biçimlerini ve yaşam kalitelerini nasıl etkiledi, nasıl dönüştürdü? 

 

 

Umut Çağlar Güney

Syracuse Üniversitesi Mimarlık Okulu-2020; Mimar           

 

Pandemi sürecinde küçülen dünyalarımızda çoğumuzun evlerimize bakış acısında bazı değişikler oldu. Kuracağımız diyaloglarda bu değişikliklerin çoğunu dökümlemiş olacağız. Ben çalışmalarımı yaparken iki durumu göz önünde tutmak istiyorum; dışarıyla ilişki ve ayrıcalık.

 

Ev, tüm diğer işlevlerinden öncelikli olarak, dışarıyı içeriden ayırıyor. Pandemi sürecinde kullanıcılar için bu ayrımın kırılma şekilleri büyük önem kazandı. Diyalog kurduğum kişilerin evlerinden dış dünyayla hangi yöntemleri kullanarak ilişkilerini devam ettirdiklerini üç farklı temel iç-dış ilişki seklini göz önünde tutarak incelemek istiyorum. Buna ek olarak, kullanıcıların hangi yöntemlerle dışarıyla ilişki kurduklarının çeşitli sosyal ve ekonomik faktörler tarafından dikte edildiğini göz önünde bulundurmak ve bu durumu ‘ayrıcalık’ başlığı altında değerlendirmek istiyorum. Ayrıcalıklı bir ev ne demek? Hangi faktörler dışarıyla ilişkiyi bir ayrıcalık kılıyor gibi soruların çalışmaları okuyan kitlenin zihinlerinde yankılanmasını umuyorum.

Atölye Dizisi

© 2020 WEB TASARIMI | DİLARA SEZGİN