Hakan Ilıkoba

Nil Döğerlioğlu

Begüm Kocabalkanlı

Ekrandan Ekrana//Mahremiyet

 

Tıpta X-ray ışınlarının kullanılmaya başlaması ile insan bedeni ve 20. yüzyılın ilk yarısında modern

mimarlığa eşlik eden teknolojik gelişmelerle binanın içi, artık dışarıdan görülebiliyor. Ev ortamında dijital mahremiyet tartışmasını Beatriz Colomina’nın 1 X-Ray Architecture kitabından referanslar ile yeni boyutlara taşıyoruz.

 

Duvarlarımızın arkasında, pencerelerin eşiğinde kendimizi güvende hissediyorduk. Modern mimarlık cepheleri saydamlaştırdı, açıklıkları genişletti. Peki ya bugün evin içinde neler oluyor? Kapılar, duvarlar, kilitler evin içinde mahremiyetimizi sağlamak için yeterli mi? Perdeleri çektiğimizde kendi özel alanımızda hissedebiliyor muyuz? Yoksa evin içinde vazgeçemediğimiz dijital araçlarımız

mahremiyet sızıntılarına neden oluyor diyebilir miyiz? Laptop kameralarımıza Zuckerberg’in yaptığı gibi stickerlar yapıştırmak bir korunma yöntemi olabilir ya da çift adımlı koruma yöntemi ile whatsapp mesajlarımızı saklayabiliriz. Bunların hepsi birer seçenek ama tamamen güvenmek mümkün değil. Bu noktada biz de bir pencere açıyoruz ve Jonathan Hill’den 2 refaransla “immaterial architecture” ve pandemi döneminde evin halleri üzerinden konuyu yeniden ele alıyoruz.

 

Konut, sosyal medya kullanıcıları için bir sahne. ‘Ekran-ev’de cephenin önü, performans alanına

dönüşüyor. Bir kesit, tüm katlarda devam eden canlı yaşantının dış dünya ile bağlantısını sağlıyor.

Ekranda özel yaşantının gösterişli alanları paylaşılıyor.

 

Dijital ortamda kişisel verilerin mahremiyeti sağlamak için, şifre kasalarında yüzlerce parola ve

yüzlerce güvenlik sorusu saklanıyor. Belgeler, bulut teknolojisi ile evden uzak ama her an ulaşılabilen

güvenli bir yerde.

 

Dijital ortamda kişisel sanılan alanlar, aslında sürekli denetim altında tutuluyor. VPN, antivirüs

programları gizliliği korumak için ne kadar güvenilebilir? Camdan kulelerle saydamlaşan mimarlık ve geçirgen ekranların önünde mahremiyet alanı yeniden tanımlanıyor.

 

 

 

 

1-Colomina, B. (2019). X-ray Architecture. Zurich: Lars Müller.

2-Hill, J. (2006). Immaterial Architecture. London: Routledge.

Hakan Ilıkoba

 

1994 yılında Adana’da doğan Hakan Ilıkoba, Adana Anadolu Lisesi’nden 2012 yılında mezun olduktan sonra 2014 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde lisans eğitimine başladı. 2018, Haziran ayında lisans eğitimini tamamlamasının ardından ara vermeden akademik kariyerine devam eden Ilıkoba, şu anda İTÜ Mimari Tasarım Programı’nda yüksek lisans tez çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Tez çalışması kapsamında alternatif mimari pratikler, kriz ortamında mimarlık, dayanışma mimarlığı ve katılımcı mimarlık gibi konular ile ilgileniyor.

Nil Döğerlioğlu

 

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden 2017 yılında mezun olduktan sonra aynı üniversitede mimari tasarım alanında geçicilik ve geçici strüktürler konularında yüksek lisans araştırmalarına devam etmektedir. Işık Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Tarihsel katmanları ile İstanbul’da yaşamı tarif eden çeşitli ölçeklerde görsel/işitsel kompozisyon denemeleri ile ilgilenmektedir.

Begüm Kocabalkanlı

 

1997 yılında İzmir’de doğan Begüm Kocabalkanlı, Yaşar Üniversitesi Mimarlık bölümünden 2019 yılında onur derecesi ile mezun oldu. Lisans eğitimi süresince Erasmus programı kapsamında ilk olarak Macaristan’da öğrenci değişimini, mezuniyeti sonrası ise İspanya’da gönüllü stajını tamamladı. Bu deneyimlerinin ardından, Türkiye’ye dönüşü itibariyle D-Hub International ekibi bünyesinde ‘’İzmir Ticaret Odası Binası Yenileme Fikir Projesi’’ yarışmasına katılarak takımıyla 2.’lik ödülünü kazandı. Kentsel kimlik, kolektif bellek, kamusal alanlar ve şehir hakkı gibi konularla ilgilenmektedir.

Atölye Dizisi

© 2020 WEB TASARIMI | DİLARA SEZGİN